Ara
  • Emre Arslan

SÖZLEŞME,MEVZUAT VE İÇTİHAT IŞIĞINDA HUKUK YARGILAMASINDA GEREKÇELİ KARAR HAKKI VE GÖRÜNÜRDE GEREKÇE

Hukuk sisteminin daima güncel ve en sistematik ihlallerinden birisinin odağı olan gerekçeli karar hakkı, başta Hakimler ve Savcılar Kurulu yargıç/savcı şikayetlerine ilişkin işleme koymama kararları ile Anayasa Mahkemesi’nin komisyon kararlarında, hatta Yargıtay ilamlarında dahi dikkate alınmamaktadır. Bunun yanında, ilk derece mahkemeleri ile istinaf mahkemelerinde ise “görünür gerekçe”den öteye geçememektedir.


Bu sebeple, hukuk yargılamasında tek cümlelik kararlarla tesis edilen sözde gerekçeler bu yazının temelini oluşturmaktadır. Aşağıda, hukuk devleti ve yargıya güvenin tesisi bakımından önem arz eden hukuk yargılamasında gerekçeli karar hakkı ve görünürde gerekçe, sözleşme, mevzuat ve içtihat ışığında incelenecektir.


İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesi[1] ve Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası[2], “adil yargılanma hakkı”nın temel güvencesini oluşturmaktadır.


Bununla beraber, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;


“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”


Acaba, uygulamada bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak mı yazılmaktadır ya da daha net bir ifadeyle bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçesi “görünür gerekçe”den öteye geçebilmekte midir?


Mevzuat ile Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarında bu husus detaylı olarak ele alınmıştır; ancak bu ele alınan hususların uygulama sırasında Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın tutarlı ve başarılı olduğu pek söylenemez.


Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı 27. maddesinin 2. fıkrasının c bendi uyarınca hukuki dinlenilme hakkı "Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir."


Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin 1. fıkrasının c bendi uyarınca; hükmün "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri"ni kapsaması gerekmektedir.


İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi[3]’ne göre; “Dava, ayrıntılı gerekçe verilmeden, sadece ilgili iç hukuk maddesine gönderme yapılarak karara bağlanıyorsa, özellikle de bu maddenin içeriği yeterince belirgin değilse, hakkaniyete uygun yargılanma açısından ihlal oluşacaktır.”


Anayasa Mahkemesi[4]'ne göre; "Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir. BUNUNLA BİRLİKTE BAŞVURUCUNUN AYRI VE AÇIK BİR YANIT VERİLMESİNİ GEREKTİREN USUL VEYA ESASA DAİR İDDİALARININ CEVAPSIZ BIRAKILMIŞ OLMASI, BİR HAK İHLALİNE NEDEN OLACAKTIR (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26)…"


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu[5]’na göre ise; “Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; KARARIN GEREKÇESİNİN DE, SONUCU İLE TAM BİR UYUM İÇİNDE, O DAVAYA KONU MADDİ OLGULARIN MAHKEMECE NASIL NİTELENDİRİLDİĞİNİ, KURULAN HÜKMÜN HANGİ NEDENLERE VE HUKUKSAL DÜZENLEMELERE DAYANDIRILDIĞINI ORTAYA KOYACAK; KISACA, MADDİ OLGULAR İLE HÜKÜM ARASINDAKİ MANTIKSAL BAĞLANTIYI GÖSTERECEK NİTELİKTE OLMASI GEREKİR. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.”


Bunun yanında, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2000 tarih, 2000/829 Esas ve 2000/1121 Karar sayılı kararında gerekçeli kararın nasıl olması gerektiği net bir şekilde ifade edilmektedir: Varlığından söz edilebilmesi için gerekçenin yargılama safahatına uygun olması gerekir. Aksi halde karar "görünürde gerekçeli" olur ki, bu da gerekçesiz karar sayılır. Kararların gerekçeli olması kamu düzenine ilişkin olmakla aksi hal bozma nedenidir.”


Yargıtay içtihatında da vurgulandığı üzere, “gerekçeli karar”ın varlığından söz edilebilmesi için gerekçenin yargılama safahatına uygun olması gerekir, aksi halde karar "görünürde gerekçeli" olur.


Ancak, başta avukatlar olmak üzere uygulayıcılar bilmekteyiz ki, ilk derece mahkemeleri ile istinaf mahkemeleri halen sistematik bir şekilde “görünürde gerekçeli”kararlar tesis etmekte ve Yargıtay da tek cümlelik gerekçelerle bu kararlar hakkında kararlar tesis etmektedir.


En vahimi ise “adil yargılanma hakkı”nızın ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunuzda dahi bireysel başvurunuz hakkında Anayasa Mahkemesi komisyonları tarafından "görünürde gerekçeli" dahi olmayan kabul edilemezlik kararları tesis edilmesidir.


Bu durumların hukuk kuralları ve emsal içtihatlar doğrultusunda, hukuken yorumlanacak ve haklı gösterilebilecek hiçbir yanı yoktur ve olmayacaktır.



[1] “Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir”.
[2] “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
[3] İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin 16.12.1992 tarih ve 12945/87 başvuru numaralı Georgiadis v. Greece kararı.
[4] Anayasa Mahkemesi'nin 19.11.2015 tarih ve 2013/6355 başvuru numaralı bireysel başvuru kararı.
[5] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 7 Mayıs 2014 tarih, 2014/4-1121 Esas ve 2014/626 Karar sayılı kararı.

©2020, İkarus Dergi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.