Ara

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE SOSYAL MEDYA

(Marmara Üniversitesi Hukuku Fakültesi Öğrencisi)


İfade özgürlüğünde kullanılan araçlardan biri olan internetin ve internet aracılığı ile sosyal medyanın hayatımıza girmesi sonucu kişiler bu sosyal medya vasıtasıyla artık coğrafi sınırları da aşarak haber ve bilgi alma, aynı zamanda da fikir ve düşüncelerini dile getirebilme hürriyetine sahip oldular. Fakat ülkemizde sosyal medya hukuku adı altında kapsamlı bir hukuk dalının bulunmaması, 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunu’nun yeterli olmaması hukuki boşluklar yaratmaktadır. Ayrıca ifade özgürlüğü alanına yapılan sert müdahaleler de birçok problemi beraberinde getirerek hukuka aykırı sonuçlara sebebiyet vermektedir. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) istatistiklerine göre 2019 yılında yapılan bireysel başvurular sonucu verilen 8.583 tane ihlal kararının 570 tanesi ifade özgürlüğüne ilişkindir. [1]


İfade özgürlüğü 1982 Anayasası m.26’da “Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti” başlığı altında şu şekilde tanımlanmaktadır: Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”

İfade özgürlüğü her türlü ifadeyi koruma altına almıştır ve içerik açısından bir sınırlaması yoktur[2]; fakat bazı ifadeler bu hak kapsamında değerlendirilemez, bu alanın da sınırlarını oluşturan şartlar vardır. Faşizm veya ırkçılık içerikli ifadeler, şiddete teşvik eden veya özellikle nefret söylemlerini içeren ifadeler ifade özgürlüğü hakkı kapsamında değerlendirilmemektedir. İfade özgürlüğünün sınırlandırılması ise kanunlarda yer alan durumlarda, hakkın özüne dokunulmadan, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olması ve meşru bir amacı sağlaması sonucu gerçekleştirilebilir. Yargıtay bir kararında:” ...İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir.” diyerek ifade özgürlüğünün sınırları konusunda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ve AYM içtihadı ile uyumlu bir yaklaşım sergilemiştir. (Bkz, Zana v. Türkiye Kararı s.23, Ayşe Çelik Kararı) [3]


Karar bu şekilde olsa da günümüzde sosyal medyadan yapılan birçok paylaşım özellikle iktidara yönelik veya kamuyu ilgilendiren güncel sorunlar çerçevesinde yapılan eleştiriler ve fikir beyanları cezai soruşturmalara sebebiyet vermektedir. Bazen de kişiler fikir dahi beyan edemeden sosyal medya platformlarına getirilen yayın yasakları sebebi ile halkın tepkisini çeken olaylar veya güncel olaylar hakkında yorum yapmak cezai anlamda kişi hakkında soruşturma açılmasına sebebiyet verecek şekilde engellenmektedir.


Anayasamız kişilerin düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkı dışında ilgili maddede ayrıca kişilere haber veya fikir alma hürriyetini de sağlamaktadır. Fakat birçok haber sitesinin kapatılması veya sosyal medyalara erişimin engellenmesi gibi müdahaleler ile basın ve yayın organlarına da kısıtlamalar getirilmekte, basın özgürlüğü bakımından da ihlaller ve müdahaleler gerçekleştirilmektedir.

Kişilerin sosyal medya aracılığı ile yaptığı paylaşımlar sonucu son yıllarda açılan cezai soruşturmalar genellikle Türk Ceza Kanunu (TCK.) m.299 Cumhurbaşkanı'na hakaret (2018 verilerine göre sanık sayısı 17.406 ve mahkûmiyet sayısı 5.683)[4], TCK. m.216 uyarınca halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama, Terörle Mücadele Kanunu (TMK.) m.7/2 uyarınca terör örgütü propagandası yapma suçlarından gerçekleşmektedir. Bu suçlar ile ilgili olarak açılan soruşturmalarda ise hukuka aykırılık yer almaktadır.


İfade özgürlüğü alanında devletin bu hak üzerindeki müdahale gücü sosyal medya bakımından da fazla olması ve geçmişten günümüze kadar gerçekleştirilen bu müdahale politikası sonucunda da kişilerin kendilerini güvende hissetmek amacı ile olaylar karşısında sessiz kalmaları, yorum yapmaya çekinmeleri veya üstü kapalı bir şekilde düşüncelerini ifade etmeye çalışmalarına neden olmaktadır. Özellikle cezai soruşturmaların ve bunun sonucunda verilen cezaların ağırlığı dışında kişiler arasında sadece düşüncelerinden ötürü dışlanma veya ötekileştirmeye sebebiyet veren durumlar ortaya çıkmaktadır.


Kişilerin sosyal medya ağlarından, kamu otoritelerine, hükümete, siyasi kişiliklere veya olaylara karşı yaptıkları paylaşımların içerdiği düşüncelerin ağır olması veya kullandıkları dilin sert olması ifade özgürlüğü kapsamına girmediği anlamına gelmemektedir. Özellikle kamu otoritelerine, siyasi iktidara, politikacılara veya siyasi kişiliklere yönelik eleştiriler söz konusu olduğunda AYM’ye göre de ifade özgürlüğünün sınırları daha geniştir. Fakat günümüzdeki durum yapılan eleştirilerin veya düşünce beyanlarının altında yatan anlam anlaşılmadan, incelenmeden, farklı yönlere çekilerek kişi hakkında soruşturma başlatılması şeklindedir. Elbette ki ifade özgürlüğünün sınırlarını aşan durumlar mevcut olabilir; fakat pratikteki cezai soruşturmaların birçoğunun hukuka aykırı olarak gerçekleştirildiği görülmektedir ve bu soruşturmalar sonucunda verilen hapis cezaları ise daha ağır sonuçlara sebebiyet vermektedir. Örnek olarak son verilen bir karada 6 yıl önce sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlar sonucu kişiye cumhurbaşkanına hakaretten 12 yıl 3 ay hapis cezası verildi.[5]


İfade özgürlüğü alanında bir başka sorun ise kişilerin terör eylemlerine yönelik yaptığı fikir beyanları sonucunda TMK. m.7/2 kapsamında açılan davalar. Fakat bu konuda AYM’nin verdiği bir karar mevcuttur. Mahkeme Ayşe Çelik başvurusunda “...Türk hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının değil yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapılmasının suç olarak kabul edilmiş olduğudur” demiştir[6]. Buna rağmen kişinin terör eylemleri hakkında yaptığı açıklamalar muhalefet niteliğinde ise direkt olarak kişi hakkında soruşturma açılmasına sebebiyet vermektedir. Bu da bir başka ifade özgürlüğüne yapılan müdahale olarak gösterilebilir.

Artan sosyal medya kullanımı sonucu kişilerin düşüncelerini ve eleştirilerini yayması kolay hale gelse de ifade özgürlüğüne karşı yapılan müdahaleler mağduriyetlere sebebiyet vermektedir. Kişilerin yaptığı eleştiriler ve düşünceler muhalif de olsa, kullanılan dil tetikleyici veya ağır da olsa ülkemizde ifade özgürlüğünün daha geniş yorumlanması ve birçok AYM karanına emsal olan Yargıtay kararlarının da dikkate alınarak bireylerin düşünce ve kanaatlerini ifade etme alanında daha özgür bırakılması, baskıcı ve korku veren müdahalelerden kaçınılması gerekmektedir. Hakların özüne zarar verilmemelidir.


Mevcut müdahaleler ve bunların sonucunda gerçekleşen cezai uygulamalar kişilerin artık herhangi bir konu hakkında yorum yapmasına engel teşkil etmekte olup kişiler üzerinde caydırıcı etki yaratmaktadır.Toplumsal anlamda gelişmeyi engelleyici hale getirmek dışında bu durum aslında kişileri artık düşünmekten de uzaklaştırmaktadır. İnsanlar artık toplumda baskın konumda olan mercilerin veya orada yer alan kişilerin düşünce ve fikirlerini benimsemektedirler. Verilen bilgilerin doğru veya mantıklı oluşu üzerine herhangi bir araştırma yapmamaktadırlar. Bu da bizi kitaplarda okuduğumuz o düşünce suçlarının olduğu distopik toplumlardan biri olmaya doğru yöneltmektedir.

[1] https://www.anayasa.gov.tr/media/6482/bb_istatistik-2012-2019-son.pdf [2] Ulaş Karan, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi – 2, Ankara, Nisan 2018, s.6 [3] Yargıtay 16. Ceza Dairesi 9/6/2016 tarihli ve E. 2015/8605, K. 2016/3876 sayılı kararı [4] http://www.adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/2082019153842istatistik2018.pdf [5] Van 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 22 Eylül 2019 [6] Ayşe Çelik başvurusu, Başvuru No. 2017/36722, 09.05.2019, §.43, s.11

©2020, İkarus Dergi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.